2015 Temmuz Yazısı
Amerika neden kazanır ?

Amerika'yı oldum olası sevmedim. Her ne kadar onların çizgi filmleriyle , oyuncaklarıyla , yiyeceği , giyeceği , kültürüyle büyüsekte güçlü olduğu için başka ülkeleri işgal etmesi herkes gibi beni de anti Amerikancı yaptı. O yüzden uzun süre kalsam da her zaman aklımda ülkeme dönmek vardır. Ama New York'ta bulunduğum yıllar bana Kapitalist Dünyayı anlamamı da sağladı.


Soğuk savaşla beraber sürekli Amerika'nın karşısında ki güçleri devirdiğine şahit olduk. Şu anda geldiğimiz noktada tek kutuplu bir dünya ve o dünyanın jandarması olarak ABD'yi izliyoruz. İyi ama bunun tek sebebi ABD'nin parasal ve teknolojik gücü mü ? Bence değil. Bunlardan daha önemlisi ABD'nin algı operasyonunu herkesten iyi yapmasıdır. Dünyayı yönetebilen devlet olmanın yolu dünya halklarına sevimli gözükmekten geçmektedir. ABD bunun bilincinde olarak dünyadaki milletlerin gözlerine oynuyor. Ülkelerin bağımsızlıklarını destekleyerek , özgürlüklerinin teminatı olmaya çalışıyor.

Gelin son yıllardaki olanlara bir göz atarak , örnekler üzerinden gidelim. Obama yönetimi 60 yıllık düşmanı Kübayla ilişkileri düzeltiyor , İsrail'i bile kızdırmak pahasına İran'la masaya oturuyor. Ukraynanın toprak bütünlüğüne sahip çıkarak Doğu Avrupa ülkelerinin sempatisini kazanıyor. Peki karşısında dünyanın diğer büyük iki gücü ne yapıyor ? Rusya tüm agresifliği ile komşularına korku salmakla meşgul. Gürcistan ve Ukrayna işgalleriyle zedelediği imajını nükleer silah tehdidi ile daha da yerin dibine sokuyor. Avrupanın küçük ülkelerini kazanmak yerine enerji ambargosuyla sıkıştırıyor. Bunun faturasını da uygulanan ambargoların altında kalarak , ekonomisinin çökmesiyle yavaş yavaş ödemekte. Diğer Asya devi Çin ise ayrı bir vaka. Tek partinin sert imajını dünyada yumuşatmak yerine Uygur Türkleri ve Tibetlilere şiddet ve baskı uygulayarak dünyanın tepkisini çekiyor. Komşuları Japonya ve Vietnam'la arası kanlı bıçaklı olan Çin'in bir dargın bir barışık olduğu Rusya'dan başka neredeyse müttefiki yok. Bunun yanı sıra herkesin tepkisini çeken köpek yeme festivaliyle de kendi insanın imajını yerle bir ediyor. Durum böyleyken bu iki ülkenin Amerikanın karşına bir süper güç olarak çıkması imkansız gibi gözüküyor.

Asyanın iki büyük devleti hala soğuk savaş yöntemi izlemekteler. Silah ve asker sayısının süper güç olmaya yeteneceğini sanıyorlar. Onlar liderlerini kaplan avında ya da judo yaparken göstererek prestij kazandırdıklarını düşünürken ABD , Obamayı kilisede şarkı söylerken ya da Beyaz Saray'da kızlarıyla birlikte ya da gençlerle basket oynarken göstererek algı yönetiminin kralını yapıyor. İki yönetim arasındaki farkı kendi ülkemden basit bir örnekle gösterebilirim. Türkiye'deki 7 Haziran seçimleri sonrası Obama yönetimi Türk milletini tebrik ederken Putin seçimlere katılmadığını bile bilmediği Cumhurbaşkanımızı tebrik ediyor. İster iş bilmezlik deyin isterseniz yönetim beceriksizliği , tek adamla yönetilen ülkelerin sonu hep aynı kördüğümde tıkanıyor. Son dönemde Türkiyede yapılan anketlerde ABD düşmanlığının azalmakta , Rusya ve Çin düşmanlığının ise artmakta olduğunu gösteriyor. Bunun diğer ülkelerde de aynı olduğunu düşünmekteyim.

Bütün bunları yazarken amacım ABD'yi göklere çıkartmak falan değil. Tam tersine Rusya ve Çin'in ABD'nin karşısında caydırıcı güç olması tüm dünyanın yararına olacaktır. Tek ayaklı dünya var oldukça ABD yönetimi tüm dünyada istediği terör örgütünü yaratarak istediği ülkeyi işgal edecektir. Asya devlerinin yapması gereken ise ABD'nin başarıyla uyguladığı algı operasyonunu uygulamak. Bunun yolu ise tek adam ya da tek parti yönetimlerini yumuşatmaktan geçiyor. Unutmamamız gereken gerçek meclisin aldığı en kötü kararın tek adamın aldığı en iyi karardan daha fazla meşruiyeti olduğudur.


Ali Ekinciel