2017 Mayıs
DÜŞMAN KARDEŞLER

Son bir aya kadar uluslararası çevrelerde olası bir dünya savaşının fitilini ateşleyecek ülkenin Suriye olabileceği düşünülüyordu. Tüm küresel güçlerin gözü Ortadoğu'daki değişen dengelerde iken asıl savaş çanları Kore yarımadasında çalmaya başladı. Dünyanın en izole ülkesi Kuzey Kore ve ABD arasında bir savaşın çıkması ise an meselesi. Kuzey Kore'nin nükleer denemelerinin pervasız Trump politikalarıyla birleşmesi tüm dünyayı tedirgin etmekte. Tabi ki Kore yarımadasında bu tehlikeli duruma bir günde gelinmedi.


II.Dünya Savaşına kadar Kore yarımadasında Japon egemenliği hüküm sürmekteydi. Japon imparatorluğu, Kore'ye sanayi, eğitim ve kültürel alanda hatırı sayılır yatırımlar yaptı. Buna rağmen sivillere uygulanan baskı ve şiddet dalgası Kore halkını direniş grupları kurmaya itti. Dünya savaşı sona erdiğinde Japonya kaybedenler safındaydı. Kore yarımadasının kuzeyi ise Rus Kızıl Ordusu tarafından işgal edildi. Stalin ele geçirdiği kuzey topraklarına Birleşmiş Milletler komisyonunun girmesine izin vermeyince ise küresel bir savaş patlak verdi. Ülkemizinde Batı ittifakı saflarında katıldığı savaşta 741 şehit verdik. Karşılığı ise NATO'ya kabul edilmemiz oldu. 3 yıl süren savaş ise arkasında Komünist Kuzey ile ABD ve Batı destekli Güney olarak ikiye bölünmüş bir yarımada bıraktı.


Rusların Kuzey'e atadığı Kim İl Sung adındaki lider tek adam ve tek parti yönetimiyle ülkeyi yıllarca izole bir şekilde yönetti. 90'lı yıllarda Komünizmin çökmesi dahi ülkedeki tek adam rejiminin yıkılmasını sağlamadı. ABD destekli Güney Kore ise dünyaya entegre olarak her alanda gelişti. Ülke, Samsung gibi devasa markalarıyla dünyanın en iyi 12.ekonomisi olmayı başardı. Buna rağmen ABD'ye aşırı bağımlılık ve yönetimdeki yozlaşma ise yıllardır ülke insanının protestolarına neden olmakta. 1990'lı yılların ortalarında Kuzey'de diktatör Kim il Sung yerini oğlu Kim Cong İl'e bırakmıştı. Bu yıllarda Kuzey Kore nükleer denemeler ve silah yapımına yöneldi. Ülkeye girebilen az sayıda gazetecinin izlenimleri ise halkı açlıktan ölürken tüm parasını silaha yatıran bir yönetimden ibaretti.


Son yıllarda Kuzey Kore sahip olduğu nükleer silahlarla daha önce çekindiği Çin,Japonya ve Rusya gibi ülkeleri dahi korkutmakta. Buna karşılık Obama'nın uyarı politikalarıyla yetindiği politikasının Trump yönetimi tarafından terkedildiğini görüyoruz. ABD'nin yarımadaya gönderdiği savaş gemisi ve Güney Kore ile birlikte yaptığı askeri tatbikata karşı Kuzey Kore sınıra asker ve silah yığmış durumda. Bir yanda tek adamlık ve despotluğun zirve yaptığı tehlikeli bir ülke diğer yanda kimsenin hareketlerini öngöremediği, savaş tutkunu Donald Trump.


Kısaca tüm dünya hiç bitmeyeceğini düşünmeye başladığı Suriyedeki çatışmalara odaklanmışken küresel bir savaş Kore yarımadasında başlayabilir. Nükleer silahların milyonlarca insanı öldürebileceği böylesi bir yıkım ise tüm insanlığın felaketi olacaktır. Kişisel görüşüm dünya liderlerinin bir araya gelip yaptırım ve ambargo yoluyla Kuzey Kore'yi yola getirebileceğidir. Bunda en önemli görev ise hiç kuşkusuz Rusya ve Çin'e düşmekte. Özetle Kore yarımadasındaki düşman kardeşlerin arasındaki husumetin bitmesi dünya barışı için elzem teşkil etmektedir.


Ali Ekinciel