2015 Haziran Yazısı
Ortadoğu'da huzur mümkün mü ?

Ortadoğu. Yüzyıllara dayanan ihtilaflar , kan davaları , mezhep savaşları... İlk kardeş cinayeti olan Kabilin Habili öldürdüğü topraklarda o günden bu güne değişen pek bir şey yok. Osmanlı hakimiyeti altında sakin geçen 500 yılı saymazsak her zaman dünyanın en problemli yeri olmuştur. Peygamberler bile bu bölgeye gönderilmiştir. Peki artık sadece terör , kaos ve ölümle anılan bu coğrafyanın yazgısı hiç mi değişmeyecek ?


Kişisel olarak , Ortadoğunun en önemli yarası sayılan İsrail - Filistin sorunun iki devletli çözümle son bulacagını düşünmekle birlikte , bölgedeki daha tehlikeli ve çözümünün daha zor olduğu başka bir soruna değinmek istiyorum. Müslüman ülkeleri 1300 yıldır birbirleriyle savaşmaya iten Mezhep sorunu... Kaanatimce bu sorun halledilmeden Ortadoğuya kalıcı barışın gelmesi mümkün gözükmemektedir. Müslüman ülkelerin geçen yüzyılda en önemli sorunu olan diktatör yönetimi mi yabancı müdahalesi mi sorunu günümüzde yine çoğu devleti iç savaşa götürmekte. Saddam , Kaddafi ve Mübarekten sonra yaşananlar Suriyede Esad dan sonra bugün yaşananlardan daha korkunç günlerin geleceğinin ipuçlarını veriyor.


Mısır'ın kaosla elinin zayıflamasının ardından , sünni bloğun önderliğini üstlenen Suudilerin kurdugu birleşik arap ordusuyla Yemene saldırması , mezhep sorunlarının daha da alevlenecegini göstermiştir. Önümüzdeki günlerde bölgedeki İran ve Suudi koalisyonu arasındaki mezhepci çatışmanın daha da artacağını öngörmekteyim. Ülkem için ise yeğane fikrim bu mezhep kavgasından durabildiği ölçüde uzak kalmasıdır. Türkiye Cumhuriyetinin uzun yıllar boyunca edindiği tecrübe , bölge ülkelerinin iç işlerine karışmamanın her zaman akıllıca bir politika olduğudur. Zira bugün bölgedeki bir diktatörü devirmek için eğitip gönderdiğimiz adam veya silahların hiç bir otorite olmayan bölgede bize dönebileceğini unutmamak gerekir. Ne Arap ülkelerindeki diktatörleri devirmek ne de yabancı ülkelere Ortadoğuyu vurması için yardım etmek akıllıca değildir. Bölgede hızla yapılması gereken en öncelikli iş 21.yüzyılda yeri olmayan terör örgütlerini ortadan kaldırmaktır. Bundan sonraki hedef ise Irak ve Suriye'deki tüm grupları bir masanın etrafında toplamaktır. Unutulmamalıdır ki ülke halkının bir kısmının kullanıldığı yabancı ülkelerin finansörlüğündeki renkli devrimler , Arap baharı sonrasında görüldüğü üzere sadece daha fazla kan akmasına sebep olmuştur.


Maalasef günümüzde İslamiyet'e en fazla zarar verenler , İslam ve terör kelimelerini ısrarla yan yana getirenlerdir. Emperyal ülkelerin işgali sonrası ortaya çıkan ve kendi ülkesine , işgalcilerden daha fazla zarar veren bu radikal gruplar Afganistan , Irak ve Suriye'de yabancı ülkelere işgalin kapısını sonuna kadar açarken , dünya kamuoyunada söyleyecek söz bırakmıyorlar. Yaptıkları kanlı , iğrenç katliamlarla en büyük zararı İslamiyete veriyorlar. Bu nedenle yapılacak ilk iş , terör örgütlerini ortadan kaldırmak daha sonra ise İslam ülkelerinin liderlerinin ve dini alimlerinin bir araya gelerek mezhep sorunu hakkında ortak bir duruş sergileyerek , terörü tamamen lanetlemesidir. Aksi takdirde batılı ülkelerin kaşımasına bile gerek olmadan Ortadoğudaki kan ve gözyaşı sonsuz döngüsüne asla son verilemeyecektir.

Ali Ekinciel