Haziran 2018
UYANAN DEV: ÇİN HALK CUMHURİYETİ

Çin Halk Cumhuriyeti devasa nüfusu ve binlerce yıllık tarihi ile dünyanın en köklü medeniyetlerinden birisi. Bu devasa ülkenin gücü ve sorunları da kendisi gibi inanılmaz büyüklükte. Son yıllarda ekonomisi gittikçe gelişen ve uluslararası alanda artık kendini göstermeye başlayan Çin, başta ABD ve Batı dünyası olmak üzere müttefiki Rusya’yı dahi endişelendirmeye başlamış durumda. Bir yandan Çin Halk Cumhuriyetinin ekonomik ve siyasal gücünün artması Batı dünyasının gücüne karşı dengeyi sağlanacağı umudu doğursa da ülkenin tek parti yönetiminin dünya demokrasisine tehdit olduğunu varsayanlarında sayısı oldukça fazla. Bu haliyle uykusundan uyunan bir devi andıran Çin Halk Cumhuriyeti’nin gelecekte dünyaya hükmetme ihtimali ya da içinde gerçekleşebilecek değişimler tüm dünya ülkelerini yakından ilgilendiriyor.


1945 yılında 2.Dünya savaşından ağır yaralı çıkan Çin, Mao Zedong adındaki bir gerilla ve yoldaşlarının uzun yürüyüşü ile Komünist bir devrime sahne olmuştu. Dünyanın en kalabalık ülkesinin Komünist yönetime geçmesi ise ABD ve Batı dünyasında şok etkisi yaratmıştı. Mao yönetimi ile gerginliğin patlama noktası ise Kore yarımadası olacaktı. Birkaç yıl süren savaş sonunda Batı ittifakının Kore’nin güneyini kurtarmasına karşılık Çin ordusu büyük kayıplar verdiği Kuzey’de bağımsız bir ülke kurarak dünyaya dişlerini gösteriyordu. Çin Halk Cumhuriyetinin Mao’lu devrim yıllarında tarım politikasındaki hatalar sonucu milyonlarca insan hayatını kaybetti. Kültür devrimi ise eğitimli bir toplum yetiştirmekten çok ülkenin baskı, şiddet ve terör sarmalına girmesine sebep oldu.


Mao ve eşinin sebep olduğu yıkım sonrası, değişimin mimarı ise Deng Şiaoping adında kültür devriminin mağdurlarından bir muhalif olacaktı. Yaptığı reformlarla Çin ekonomisini kapalı kapılar ardından dünyaya açan Deng Şiaoping, Komünizmin çöküş yılları 80’lerde ülkeyi dünya ile bütünleştiren lider olarak biliniyor. 1980'lerin sonunda Tiananmen meydanı öğrenci olaylarıyla sarsılsa da yıkılmayan Çin Komünist Partisi günümüze kadar değişimler geçirerek mevcudiyetini sürdürebildi.


Bugün Şi Cinping liderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti özellikle devasa ordusu, iş gücü ve gelişen ekonomisiyle ABD tarafından korkuyla takip edilmekte. Son aylarda Suriye’ye asker ve savaş gemisi göndereceğini söyleyen Pekin yönetimi, müttefiki Rusya tarafından dahi endişeyle takip ediliyor. Ekonomik ve siyasal alandaki bu yükselmeye rağmen Çin’in sorunları da yok değil. Ülkenin adı, Tek partinin yasakçı uygulamaları, tek sesli medyası ve insan hakları ihlalleriyle sürekli beraber anılıyor. Pekin yönetimi ülke içindeki sert rejime karşı dışardan gelen eleştirilere kulağını tıkamış durumda. Buna rağmen rejimin en büyük korkuları da kendi içinden kaynaklanıyor. Çin yönetimine muhalif şehir Hong Kong’da başlayacak bir isyan dalgasının ülkenin geri kalanına yayılma ihtimali şimdilik güvenlik güçleri kullanılarak bastırılıyor. Tibet’te ev hapsi halinde yaşayan Dalay lama ve keşişleri ise diğer ülkelerden aldığı destekle her an bir isyan başlatabilecek bir başka nokta olarak Çin’in yumuşak karnını oluşturuyor. Çin’i uğraştıran ve bizimle de arasını bozan diğer bir nokta Özerk Şincan bölgesi. Uygur Türklerine uygulanan asimilasyon ve şiddet politikası zaman zaman patlayarak Türkiye ve diğer ülkeler tarafından sert bir şekilde kınanıyor.


Pekin’de bulunan tek parti yönetimi dünya kamuoyunu rahatsız etse de içe veya dışa doğru patlayacak devasa bir ülkenin altında kalmaktan herkes korkuyor. Ülkenin tepe yöneticisi Şi Cinping dünyanın endişelerini yatıştıran konuşmalar yaparak büyüyen Çin’den korkulmaması gerektiğini her fırsatta belirtiyor. Buna rağmen yakında para birimi uluslararası piyasalarda ABD dolarının yerini alabileceği konuşulan ve sürekli savunma harcamaları yaparak ordusunu güçlendiren Çin Halk Cumhuriyeti, kendi müttefiklerini dahi endişelendiriyor. Kısacası uyuyan devin içte ve dışta uğrayacağı değişikliklerin ve atacağı adımların tüm dünyanın kaderini şekillendireceği şimdiden görülüyor.


Ali Ekinciel