2015 Eylül Yazısı
Bir kısır döngü hikayesi : Mısır


İnsan oğlunun kurduğu ilk medeniyetlerden birisi. Yeryüzünün ilk tanrı-kralları Firavunlar , sırlarla dolu Piramitler ve bereketli Nil nehri... Tarihin başlangıç noktalarından biri olan günümüz Mısır toprakları görkemli uygarlık geçmişine ters bir tarihi evrim izlemiştir. Antik dönemde dünyanın en güçlü imparatorluğu zamanla istila ve işgallere boyun eğecektir. Miladdan sonra sonra roma istilası ile başlayan dönem islam imparatorluğu , memlüklüler ile devam etmiştir. Yavuz sultan selim ile 600 yüzyıl Osmanlı egemenliğinde kalacak Mısır daha sonra Fransız ve İngilizlerin kapışma alanı olarak 1.dünya savasışına kadar sürüklenecekti.


Yazımın başlığıda olan kısır döngü ise 1920 li yıllardan başlayarak Mısırın üzerine çökmeye başladı. İlk bağımsızlık yılları ingilizlerin müdahaleleriyle yönetimde kaos şeklinde geçerken Hasan el benna ve kardeşleride aynı yıllarda tarihin en köklü islami teşkilatı olacak müslüman kardeşleri kuruyorlardı. 2.dünya savaşı yıllarında Kral Faruk yönetiminde Türkiye gibi tarafsız kalmaya çalışan Mısır için asıl felaketler savaştan sonra başlayacaktı.


Íngilizlerle Sudan sorunu yüzünden çıkan anlaşmazlığı Birleşmiş Milletlerde çıkmaza giren Mısır , Müslüman Kardeşlerin militan bir örgüte dönüşerek şiddet eylemlerine başlamasınada engel olamadı. Tüm bunların üzerine İsraille 1948 savaşının kaybedilmesiyle Kahire yönetimini derin bir kaosun içine atıyordu. Mısır sürekli değişen yönetimler ve giderek derinleşen kriz 1952 de patlak verdi. Ordu içerisindeki arap milliyetçisi ve kendilerine hür subaylar denen general grubu krizlerle boguşan ülkede yönetime el koyarak krallığa son verdi.

Cemal Abdulnasır önderliğindeki milliyetçi askerlerin darbeden sonraki ilk işi Suriye ile birleşerek birleşik Arap Cumhuriyetini ilan etmek oldu. Dışarda Süveyş kanalaını millileştirerek sovyetlerle ilişkileri geliştiren Nasır yönetimi içerde ise tüm şiddetiyle Müslüman Kardeşlerin üzerine gitti. Seyyid Kutup gibi birçok lideri öldürülüp üyelerinin hapislere doldurulması ise örgütü bitiremeyecek sadece yer altına çekilmesine sebep olacaktı. Nasır döneminde Batıya sırt çevirilmesi İsraille ilişkilerin gerilmesi ve nihayet 1967 yılında savaşa dönüştü. Nasırın önderliğinde Mısırın çektiği arap devletlerinin İsraile karşı zafer kazanıcağına inanmıştı. Sadece 6 gün süren savaş sonunda İsrailin Mısır uçaklarını yerde yok etmesiyle bir hezimete dönüştü. Ağır yenilgi Nasır yönetimini radikallikten uzaklaştırsada arap dünyasındaki karizmasını sarsmıştı. Müslüman Kardeşlerin suikastlerinden kılpayı kurtulan Nasır bir gece kalp krizinden öldü.


Yerini ise eski silah arkadaşlarından biri olan Enver Sedat aldı. Fakat göreve gelir gelmez hayati bir hata yaparak Sovyetlerin kışkırtmasıyla ile diğer Arap ülkeleriyle birleşip tekrar İsraile saldırdı. Sonuç yine hüsrandı. -Dört arap devleti Yom kippur bölgesinde İsrail birlikleri tarafından ağır bir yenilgi aldı. Mısır , Golan tepelerini ve Sina yarımadasını kaybettiği gibi İsrail ordusunu Kahireye 5 km kala zorlukla durdurulabildi. Bu hezimet öncülü Nasır gibi Enver Sedatı da yumuşattı. Sedat savaştan sonra Sovyetlere küserek Batı ve İsraille ilişkileri geliştirmeyi tercih etti. Kuduse giderek İsraille barış antlaşması yapması ise Enver Sedatın hayatına mal olacaktı. Mısır golan tepelerini ve sina yarım adasını geri almıştı. Fakat üzerindeki baskı kalkan İslamcı Cihadcılar ise hain ilan ettikleri Enver Sedatı bir askeri geçit sırasında suikastle öldürdüler.


80' li yılların başında başlayan mareşal Hüsnü Mübarekin tek başına yönetimi 2011 yılına kadar göstermelik seçimler , baskı ve yozlaşmayla sürüp gitti. Bu uzun dönem esnasında Enver Sedatın önünü açtığı Müslüman Kardeşlerle topyekun savaş yapıldı. Tüm baskılara rağmen üyeleri tutuklanan örgüt yer altında ve halkın içinde varlığını korudu. Mübarekin polis devleti ise 2011 de Tahrir meydanındaki halk ayaklanmasıyla devrildi.

Mübarekin devrilmesiyle tarihinde ilk defa demokratik seçim yapan Mısırda Müslüman Kardeşler halkın oylarıyla iktidara geldi. Muhammed Mursi ile yakaladıkları fırsatı ise devrimin asıl sahipleri gençlik örgütlerini yok sayarak tepti.Bir yıllık görev süresinde Mısırda taşları yerinden oynatıp halkı tekrar Tahrir meydanına döken Morsi bir askeri darbeyle görevinden alındı ve şu an hapiste idamını beklemekte. Yerine gelen general Abdulfettah Sisi ise Mısırı tekrar diktatörlük dönemlerine döndürdü.


İşte dünyanın en eski uygarlığının dönüp dolaşıp geldiği yer. İşgaller , kaybedilen savaşlar , İslamcılar ve milliyetçi- seküler askeri diktatörlerin bitmek bilmeyen mücadelesi...Mısır'ın bu kısır döngüsü ne zaman sonlanır bilmiyorum ama Türkiye olarak Arap dünyasının abisinin bu gel-gitlerine alışarak iyi ilişkiler kurmamız gerektiğini düşünüyorum.