Ali Ekinciel
> Ali EKİNCİEL Yazılarım 2019
Yazılarım Nisan 2019 ( Seçmenin mesajı )
Yazılarım

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen halen millet olarak etkisinden çıkabilmiş değiliz. Çoğu il ve ilçelerde itirazlar sürerken, YSK’nın bu itirazlara vereceği yanıt bekleniyor. Bu sürecin günlerdir sürmesinin nedeni ise çoğu seçim bölgesinde oy farklarının çok az olması. En Kalabalık şehrimizde dâhil kıran kırana bir yarış gerçekleşti ve sonuçlar yavaş yavaş netleşiyor. Peki, tüm siyasi partilerin kendi adına zafer ilan ettiği yerel seçimlerin aslında gerçek kazanını kim oldu ve seçmen ne mesaj verdi?


İktidar partisinden başlarsak üç büyük şehrin kaybedilmesi büyük bir şok oldu. İzmir’den beklentisi olmayan AK Parti, Ankara’da ise yanlış adayın kurbanı oldu diyebiliriz. Hemşeriliğin ağır bastığı başkente Kayseri’li bir aday yerine vekâleten bakan Mustafa Tuna tercih edilseydi durum daha farklı olabilirdi. Yanlış aday tercihinin yanında seçime az bir süre kala bir önceki seçimin mağduru Mansur Yavaş’a karşı başlatılan senet propagandası ise tam ters bir etkiye neden oldu. Ekonominin kötü gidişi, EYT’lilerin etkisi de bu yanlışlarla birleşince Ak Parti 25 yıldır elinde tuttuğu başkenti CHP’ye teslim etti. İstanbul’a gelince anketlerde dahi 1-2 puan farkla kazanılacağı beklenen Binali Yıldırım’ın kaybetmesi herkes için sürprizdi. Fakat İstanbul’un yıllardan bu yana süren betonlaşma, trafik, kentsel dönüşüm gibi devasa sorunlarının bu sonucu yarattığını söyleyebiliriz. Bu arada farkın Binali Yıldırım’a rağmen yarı yarıya olması başka bir adayla daha farklı kaybedileceğini de göstermiş oldu. Buradan çıkan sonuç ise İstanbulluların iktidar partisine herkesin tahmininden daha fazla tepkili olduğudur. Türkiye’nin geri kalanı bakıldığında önemli şehirleri kaybeden Ak Parti yine de birinci ve en güçlü partidir. İktidar partisi hatalarını görebilir ve ilk yıllarındaki dinamizmi tekrar yakalayabilirse kötü gidişatı tersine döndürebilir yoksa bu seçimler sonun başlangıcı da olabilir.


Seçimden en güçlü çıkan parti kuşkusuz 25 yıl sonra büyükşehirleri yeniden kazanan CHP oldu. Bugüne kadar en çok kendi seçmenlerinin yerden yere vurduğu genel başkan, başarılı ilçe belediye başkanlarını büyükşehirlere aday gösterme gibi doğru bir strateji izleyerek zafere ulaştı. Kıyı şeridinin boydan boya alınması, Kırşehir, Bolu gibi iç Anadolu ilçelerinin uzun yıllar sonra dönüşü, üstüne üç büyük şehir zaferi azımsanmayacak bir başarıdır. Büyükşehirlere odaklanmanın maliyeti ise Balıkesir ve Bursa gibi yerlerde kıl payı kaybedilmesiyle sonuçlandı. Yanlış aday tercihleri ve bazı yerlerde ittifak kurulamaması gibi hatalar sebebiyle de bazı iller kaybedildi. Buna rağmen seçimlerin en önemli etkisi CHP seçmeni üzerinde oldu. 24 Haziran travmasından sonra bir daha oy vermeyi düşünmeyen küskün muhalif seçmen bu galibiyetle AK Parti’nin de seçim kaybedebileceğini görmüş oldu. Herkesi şaşırtan asıl önemli gelişme ise CHP seçim örgütlerinin inanılmaz bir disiplinle çalışmasıydı. Bu zamana kadar hep hayal kırıklığı olmuş bilgi işlem merkezleri, hukuk büroları, gençlik kolları gibi örgütler günlerce süren sayımlarda uykusuz çalışarak zaferin gerçek mimarı oldular. Bu moral ile seçmeninin güvenini kazanan ana muhalefet partisi için İstanbul ve Ankara belediyelerinde gösterilecek performansta bir sonraki seçimlerin kaderini belirleyecektir. Bu arada seçimin en çok konuşulan ismi Ekrem İmamoğlu ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor. Birkaç ay önce kimsenin ismini bilmediği İmamoğlu İstanbul’daki başarısıyla uzun bir siyasi kariyerin işaretlerini şimdiden veriyor. Daha önce Muharrem İnce’den istediğini bulamayan muhalif seçmen, her kesimi kucaklayan, kriz yönetme becerisi olan ve hitap gücü yüksek İmamoğlu’nu şimdiden partinin başında görmek istiyor. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul belediyesinde yapacaklarının hem kendi siyasi geleceğine hem de Türkiye’nin yakın tarihine damga vuracağını şimdiden söyleyebiliriz.


Cumhur İttifakı ortağı MHP bu seçimde başta genel başkanlarının memleketi olmak üzere birçok belediye kazandı. AK Parti’nin kalelerinde dahi bazen kazanarak bazen kafa kafaya gelerek kısmi bir başarıya imza atıldı. İktidar partisinin kayıplarıyla çokta sevinemese de şu an Türkiye için halen kilit parti rolü oynamaktadır. Ülke genelinde yükselen milliyetçi hava MHP’yi oyunda tutuyor. Ak Parti her zamankinden daha fazla ortağına ihtiyaç duymakta. Her ne kadar Kars ve Iğdır gibi ittifak yapılan yerlerde kaybedilmesi ve büyükşehirlerde konsolide olunamamasına rağmen seçim sonuçlarından çıkan sonuç MHP’nin ittifaktaki gücünü artırıp, iktidar karşısında elini yükseltmesi olmuştur.


Seçimin kazananlarından gibi görünmesine rağmen aslında mağlup partisi İYİ partidir. CHP’ye Ankara dâhil bazı bölgelerde kazandıran İYİ parti, hiçbir ilde kendi adaylarıyla kazanamayarak hayal kırıklığı yaşadı. Büyük umutlarla kurulan ve milliyetçilerin merkez sağ partisi olmaya aday parti, iki seçimdir beklentilerin çok uzağında. CHP’nin yükselişiyle daha da arka planda kalacak parti, şimdilik seçmenin gözünde MHP’ye alternatif olmaktan çok uzak. İYİ partinin dağılmadan kendini bir sonraki seçime taşıyıp taşıyamayacağını ise zaman gösterecek.


Seçimin bir diğer pirus zaferi ise HDP diyebiliriz. Kars ve Iğdır gibi kazanımlara rağmen Şırnak, Ağrı, Muş gibi kalelerini kaybeden HDP için bu seçim başarılıdır denilemez. Buna rağmen partinin üstündeki baskı, kayyumlar ve itirazlarının reddedilmesi gibi zorlukları da söylemeliyiz. HDP’nin gelecekteki başarısı ise bölge partisi kalmak yerine Türkiye partisi olmasına bağlı olacak. Parti terörle arasına mesafe koyduğu ölçüde ilerleme sağlayabilir. Terörist cenazelerine katılmak ve halkının sorunlarını bırakıp terörist başı için açlık grevleri düzenlemek gibi beyhude politikalar ise sadece kendilerine olan nefreti büyütecektir. HDP’ye nokta koyarken seçimin asıl kaybedeninin küskün adayları bünyesinde toplayan ve kendisinin kazanmasını değil, başkalarının kaybetmesini amaçlayan DSP olduğunu da belirtmeliyim.


Bu seçimlerin aslında her kesime verdiği bazı dersler var. Bunların bence en önemlisi halka tepeden bakan ve seçmenle inatlaşan siyasetle yol alınamayacağıdır. Kaybedenler halkta kusur aramak yerine nerede hata yaptıklarına odaklanmalılar. Kazananların ise gurura kapılmadan millete hizmet etmeleri kendi yararlarına olacaktır. Siyasetçilerimizin oturduğu koltukların sahibi değil emanetçisi olduklarını unutmamaları gerekmektedir. Makamlar, mevkiler gelip geçici, kalıcı olan ise devlet işinden ayrılırken arkanızda temiz bir isim bırakabilmektir. Yazımı noktalarken seçilmiş olan tüm başkanlarımızı kutluyor ve başarılar diliyorum. Seçim yorgunu olan necip milletimize de en azından bir süre siyasetten uzak günler diliyorum.

                                       
Ali Ekinciel