Ali Ekinciel
> Ali EKİNCİEL Yazılarım 2019
Yazılarım Kasım 2019 ( )
Yazılarım
AYNI TEHLİKELİ OYUN

Geçen ay sizlerle dünyada bazı ülkelerde ve Türkiye de toplumda yaşanan kutuplaşmanın boyutlarını paylaşmıştım. Yazımda Türkiye’ye dair endişelerimin boşuna olmadığını son günlerde özellikle metrolarda yaşanan olaylarla maalesef bir kez daha görmüş bulunuyorum. Daha öncede belirttiğim gibi Türkiye şu an dünyada halkı keskin bir şekilde ayrışmış ülkelerin başında geliyor.1970’li yıllarda zirveye ulaşan bu tür bir bölünmenin sonucunda kan gölüne dönen ülkede, kardeş kavgasının sonucunu en iyi yine bu toprakların insanları bilmekte. Şu sıralar ise aynı tehlikeli oyun yine aynı güçlerce sahneye konmuş durumda.

Türkiye’de 1970’li yıllarda soğuk savaşın etkisiyle özünde memleketini seven aynı toprağın insanı sağ ve sol olarak kamplara bölünmüş ve aynı merkezden satılan silahlarla birbirlerini öldürmüştü. O zamanların en hızlı siyasilerinin çoğunun ise günümüzde aynı görüşte birleşerek, dış güçlerin oyununa alet olduklarını itiraf ettiklerini ibretle izliyoruz. Türkiye’yi 12 Eylül’e götüren yolda iki tarafa satılan silahlar, siyasi cinayetler, kontrgerilla provokasyonları, mezhepsel katliamlar başrolde olmuştu. O günlerde sağ-sol olarak yaratılan ayrışma bugünlerde ise laik-muhafazakâr olarak belirmiş durumda. 1970’ler de sokaklarda verilen savaş ise günümüzde sosyal medyada veriliyor. Buna rağmen sosyal medya sitelerinde altyapısı hazırlanan psikolojik savaş artık gerçek hayata da sıçramış durumda.

Son yerel seçimlerde muhalefetin büyük şehirleri almasıyla birlikte devlet ve yerel yönetimler arasındaki yetki düellosu vatandaşlara da sirayet etmiş bulunuyor. İki kesim arasındaki uçurumun büyüklüğünü anlamak için son Cumhuriyet bayramı kutlamalarına bakmak yeterli olacaktır. Tüm ülke insanını ilgilendiren bu önemli gün bile sanki sadece muhalefetin özel bir günü gibiymiş gibi bir algı oluşturuldu. Bu ülke insanını ortak değerlerinden uzaklaştırmak isteyen karanlık eller sosyal medyada yine devreye girerek insanları sokağa dökmek için çaba verdiler. FETÖ terör örgütü elemanları bazen muhalif kimliğe sızarak dini değerlerle dalga geçip bazen de muhafazakâr maske ile Atatürk’e küfür ederek görevlerini ifa ediyorlar. Her iki tarafın öngörüsüz, bilinçsiz ve fanatik kişileri ise farkında olmadan bu terör örgütünün ekmeğine yağ sürüyor.

Sosyal medyada İslami ya da laik yaşam tarzına hakaretler edenlerin hesaplarına bakılınca çoğunun yurtdışından bu mesajları attığına şahit oluyoruz. Burada asıl görev ise Cumhuriyet savcılarına düşmekte. Halkı galeyana getiren bu hesapların bulunması ve adli işlem yapılması gerekiyor. Bu yapılırken iktidar-muhalif kimliğine kesinlikle bakılmamalıdır. Son zamanlarda gerginliğin arttığı toplu taşım araçlarında ise yeni bir kural getirilerek her türlü taşkınlık ve çok sesli propaganda yasaklanmalıdır.

Devletin her iki kesimin provokatörleriyle de taraf gözetmeksizin mücadele vermesi Türkiye için artık milli güvenlik sorunu olmuştur. Maalesef partili başkanlık sisteminde bu tarafsızlığın nasıl sağlanacağını da ayrı bir merak konusu… Tek güvencemiz ise iki tarafın seçmenleri içinde bulunan 70’li yıllardaki kardeş kavgasından ders çıkarmış, aklıselim ve öngörülü insanların bulunması. Ateşe odun taşıyan siyasetçilere, satın alınmış köşe yazarlarına ve sosyal medyada iki tarafın trollerine karşı, aklı başında vatansever insanlar olarak uyanık kalmak zorundayız. Her iki mahalleyi kendi korkularından vurmaya çalışan insanlar olduğunu bilmemiz gerekiyor. 1970’lerin komünizm geliyor öcüsü günümüzde farklı şekillerde tezahür ediyor. Muhafazakâr kesime başörtüsü, ibadet yasakları gibi korkular aşılanırken muhalif kesime laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor korkusu sürekli pompalanmakta. İnsanlar yaşam tarzlarına müdahale edilecek korkusu ile paranoyak hale getirilmeye çalışılırken, siyasetin dilinde yumuşama olmaması bu endişelere daha çok zemin hazırlıyor.

Bitirirken aynı tehlikeli oyunların tekrar ısıtılıp önümüze konulmasından ders çıkarmamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Toplumsal birliğimizin sağlanmasının yolu Osmanlı veya Cumhuriyet ayrımı yapanlara inat Türk tarihinin her dönemini iyisiyle kötüsüyle kabul etmekten geçiyor. Coğrafyamızın emperyalistlerin eliyle kan gölüne çevrilmesi bizim için ibretlik bir manzara olarak önümüzde durmakta. Dışardaki hainlerin içerideki kötü niyetli ve saf olanlarımızı kullanmasının önüne geçmeliyiz. Aklı başında ülkesini seven her vatandaşın tahriklere kapılmadan vicdanıyla hareket etmesi gerektiğini unutmamalıyız. Yazıma, usta tarihçimiz İlber Ortaylı hocanın kulağımıza küpe edinmemiz gereken bir sözüyle noktayı koyuyorum.

‘’Cumhuriyet ve Osmanlıdan birini benimseyip diğerini dışlamak cehalettir.’’

                                       
Ali Ekinciel